Kamu Ekonomisinin Tarihsel Kökleri

kk.png
  1. Sokrates’in öğrencilerinden Xenophone (M.Ö.430-355) savaş masraflarının Atina sitesine kadar ağır yük getirdiğini fark etmiş ve yeni mali kaynaklar arama gereği üzerinde durarak “kamu ekonomisi” biliminin doğmasına öncülük etmiştir.

  2. Eflatun’un (M.Ö.427-337) öğrencisi Aristo (M.Ö.384-322) özel mülkiyeti savunur ama ortak kullanım alanlarının da olması gerektiği üzerinde durur. Yani “kamu ekonomisinin varlık gerekçesine” yeşil ışık yakar.

  3. Yunan sitesi ölçeğinde olmayan, birey ölçeğinde olan bir dünya kurgulayan Epikür (M.Ö.341-270) homoeconomicus kavramının ortaya çıkmasında temeli oluşturur ve bu olgu Neoklasik paradigmanın temel öğelerinden biridir.

  4. Roma dönemi, bireyin maddeyle ilişkilendirildiği aşkıncı olmayan bir dönemdir. Eflatun’un yoğun etkisi altında kalınmıştır. Eflatun modeli, Roma sistemine egemen olmuş modeldir. Daha sonra maddeci dünyaya tepki olarak Kilise dönemi (Ortaçağ dönemi) yaşanmıştır. Kilisenin aslında gizli gündemi, giderek güçlenen hükümdarların yetkilerini şeriata uydurarak kısıtlamaktır. Böylesine bir gizli gündem aslında kamu ekonomisi biliminin gelişmesine vesile olmuştur.

  5. Yeniçağda iktisadi ve mali düşünce merkantilizm çerçevesinde şekillenmiştir. Merkantilizm iktisadi politikalar çerçevesinde oluşmuş bir doktrindir. Merkantilizm, kıymetli madenler elde etmeyi amaçlayan, devletin aracılığı ile ticaret ve sanayide uyulması gereken zorunlu kaideler ve sınırlayıcı hükümler getiren, lehte ödemeler dengesini zorunlu kılan, milletlerarası rekabette ülke çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan iktisat politikasıdır.

  6. Floransalı Francesco Guicciardini (M.S.1483-1540) “Ricordi Politici et Civili” adlı eserinde verginin devlet idaresindeki öneminden bahsetmekte ve verginin artan oranlı alabileceği yönünde düşüncelerini belirtmekle beraber böyle bir uygulamanın karşısında olduğunu ileri sürmüştür. Ricordi Politici et Civili adlı eser, Türkçe’ye “Siyasal ve Medeni Hayat Üzerine Deneme” olarak çevrilebilir.

  7. Napoli Krallığında üst düzey memur olan Carlo Carafa (M.S.1518-1561) “De Regis et Boni Principes Officio” (Hükümdarlık ve İyi Yönetim İlkeleri) adlı eserinde, devletin hangi kamu hizmetleriyle uğraşması gerektiği, bunlar için ne kadar harcama yapılması gerektiği, kamu harcamalarının belirli bir plana göre yapılması gerektiği (bütçe diyemiyor), hükümdarın yapacağı işlerin devamlı nitelikte olduğu, o halde devamlı gelir sağlayacak kaynaklara ihtiyaç olunduğu, en elverişli düzenli kaynağın vergi olduğu ve iltizam usulüne göre salınarak toplanması gerektiği üzerinde durmuştur. Aşırı ve lüzumsuz masraftan kaçınılması gerektiği, böylelikle borç içinde boğulma ve enflasyonist sebeplerin varlığının bertaraf edilebileceğini söylemiştir.

  8. Fransız merkantilist Jean Bodin (M.S.1520-M.S.1596), 1576 yılında yazdığı “Les Six Livredide la Republique” (Cumhuriyetin Altı Kitabı) adlı kitabında kamu ekonomisine önemli bir yer ayırmıştır. Bodin eserinde kamu ekonomisini, bir toplum için bir insan vücudundaki sinir sistemine benzer nitelemesini yapmıştır.

  9. Yeni Çağla birlikte özellikle Kamu ekonomisi biliminin vergi kısmı incelenmeye başlanmıştır. Vergi teorisi ve vergi pratiği üzerinden Kamu ekonomisi bilimi doğmaya başlamıştır.

  10. İktisat ve Kamu ekonomisi biliminin analiz yapılma bilinci Fizyokrasi ile gerçekleşmiştir. Ancak Fizyokratların böylesine ilmi bir yaklaşımı ulusal politikalara yansımamıştır.

        Kaynak: Berkan Karagöz, Kamu Ekonomisinde Geleneksele Dönüş, Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları, 2020.

Klasik Dönem

kk.png
  1. Temel kaynağı Adam Smith (M.S.1723-1790) tarafından yazılan Milletin Zenginliği (1776) adlı kitaptır.

  2. Kitabın Beşinci Bölümü, Kamu ekonomisi açısından önemli bölümdür. Toplumun gelirlerinden bahseder. (Common Wealth = Ortak Refah). Burada kamu ekonomisi üzerinde durur. İlk dört kitapta iktisadi konular üzerinde durduğunu, beşinci bölümde hükümdarın gelir elde etmesinin normal iktisadi konular gibi olmadığı ve farklı yöntemlerin olduğunu belirtir. Burada Kamu ekonomisi’nin, İktisat’tan farklılaştığı üzerinde durur. Adam Smith’in “Ulusların Zenginliği” adlı kitabının 5. bölümü “hükümdar ve toplum gelirleri” adıyla kurgulanmış olup ilk mali bilgileri içeren bilimsel kitap olarak kabul edilir. Bu bölümde nitelenen kurallar “vergi yükümlüsünün insan hakları beyannamesi” olarak kabul edilir. Adam Smith’e göre, kamu düzeninin gelirleri vergi yolu ile tesis edilir. Adam Smith dört vergileme ilkesinden söz eder. Bunlar: 1-Açıklık 2-Kolaylık 3-Tasarruf 4-Adalet. Adam Smith’e göre vergi, ödeme gücü ile orantılı olmalıdır. Adam Smith, zaruri mallar üzerine vergi konulmasına karşıdır. Bunun iktisadi ve sosyal açıdan zararlı olduğunu söyler. Ona göre, alkol üzerinden ağır vergiler alınmalıdır. Vergilenmesi uygun diğer kaynaklar; kahve, çay gibi zaruri olmayan tüketim malları, kira, sermaye kazancı (kar), ticari kazanç ve ücrettir.

  3. Adam Smith gibi Klasikçi olan David Ricardo (M.S.1772-1823): “Principles of Political Economy and Taxation” (Siyasal İktisat ve Vergileme İlkeleri) (1817) adlı kitapta Karamsar bir iktisatçı olup bölüşüm sorunuyla ilgilenir. Ona göre sorun tarla sahiplerinden kaynaklanmaktadır. Azalan Verimler Yasası’nın geçerli olduğu bir ortamda problemin temel nedeni, rant kesiminin gelirindeki sabitliktir. Verginin yansıması ile de ilgilenir. Ona göre, hammadde satışından toplanan vergiyi tüketici öder. Ancak bunun sonunda karlar düşer. David Ricardo, Fizyokratlar’ın getirdiği soyutlamacı yaklaşım ile görüşünü ortaya koyar.

  4. Klasik Kamu Ekonomisi görüşüne göre, kamu harcamaları sınırlı olmalıdır. Harcama ne kadar az olursa vergiler o kadar az olur. Devletin ekonomi içindeki faaliyet alanı daralır (Tarafsız maliye). Denk bütçe uygulamasından yanadırlar. Sınırlanmış bir borçlanma ve değişmez esaslara dayalı (objektif) düşük oranlı vergi sistemi, maliye sistemini oluşturur. Kamu ekonomisinin fonksiyonu kaynak dağılımında etkinlik sağlayarak kamusal malları üretmekten ibarettir.

  5. Klasikler, kişisel karar alma sürecinin üstünlüğüne, kendi çıkarları peşinde serbestçe koşabilen insanın yaratıcılığına inanırlar. Devlete karşı güvensizdirler. Hyppolite Taine (M.S.1828-1893) “Le Regime Moderne” adlı kitabında devlete kin kusar. “O yani devlet kötü bir aile reisi, kötü bir sanayici, değersiz bir ziraatçı veya tüccardır. İş ve yardım dağıtmada beceriksizdir. Üretimi ve dağılımı düzenlemede ehliyetsizdir. İyilikseverdir ama kime iyilik edilmesi gerektiğini iyi seçemez. Sanatın, bilimin, eğitimin ve dinin liyakatsiz bir yöneticisidir. Hangi alanda bir şey yapmaya kalkışsa ağırlığı, beceriksizliği, alışkansızlığı, hoyratlığı derhal göze çarpar. Avuç dolusu para harcar; aldığı sonuç zayıf, randıman çok düşük olur. Tatmin ettikleri veya etmek istedikleri ihtiyaçları karşılamada ya yetersiz kalır, ya aşırıya gider ya da savurganlığa neden olur” der.

  6. Klasik Kamu Ekonomistlere göre Kamu ekonomisi; kamusal ihtiyaçların gerektirdiği harcamaların yükünü vatandaşlar arasında bölüştürecek sistem olup bu bölüşmeyi en iyi biçimde yapmayı sağlayacak ilkeleri araştıran bilime Kamu ekonomisi denir. Yani Vergi Teorisi konuları ile uğraşılır. Diğer bir deyişle Klasik Kamu ekonomisi, masrafın karşılanmasındaki usulleri ve bu usullerin dayandığı ilkeleri araştırır. Kamu ekonomisi, kamusal yükün bölüştürülme yöntemleri anlamına gelir. İkinci Dünya Savaşı’na kadar yazılan Kamu ekonomisi kitapları, devlet gelirleri, vergi prensipleri ve verginin etkileri, devlet harcamalarının sınırlandırılması ile borçlanmanın olağanüstü bir yöntem olduğundan bahseder.

        Kaynak: Berkan Karagöz, Kamu Ekonomisinde Geleneksele Dönüş, Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları, 2020.