kk.png

Mali şartlarda meydana gelmesi istenen değişim, mali kurumların ve araçların adaptasyonunu gerektirir. Kamu ekonomisinin uygulamada işlerlik kazanabilmesi için öncelikle yapılması gereken performansa dayalı bütçe sistemine geçilmesi; hesap verilebilirliğe ve saydamlığa olanak tanıyan bütçe kurumlarının işler kılınmasıdır. Çünkü Kamu ekonomisi, kamu kesiminde etkinliğin ölçülebilmesini gerektirir. Bu da hizmette kalitenin ve hedeflerin tanımlanması ve bunların ölçülebilir hale getirilmesi; söz konusu kaliteden sorumlu birimlerin saptanması ve üretim birimlerinin söz konusu hizmetin kullanıcılarına karşı hesap verme sorumluluğu içinde olmasını gerektirir (Kirmanoğlu, 2007: 183). Söz konusu hususlar, kamu kesiminde performansa dayalı mekanizmaların kurulmasıyla gerçekleştirilebilir. Kamusal mal üretiminde etkinliğe ulaşabilme açısından, maliyet-fayda ve maliyet-etkinlik analizleri de önemli role sahiptir.

Performans esaslı bütçeleme, kamu mali yönetiminde hedeflere dayalı bütçelemeyi, performans ölçümü ile sağlam temellere oturtarak hesap verebilirlik ve mali saydamlık için nesnel bir zemin oluşturmayı sağlar.

Hesap verilebilirlik siyasi, idari ve mali yönleri olan bir kavramdır. Siyasal hesap verilebilirlik, tüm yönetim kademelerindeki siyasi liderlerin ve yöneticilerin seçmenlere karşı duyarlı olmaları ve seçmenlerin alınan kararlar ve sonuçları hakkında tam bilgi sahibi olmalarıdır. İdari hesap verilebilirlik, kimin neden sorumlu olduğuna dair açık bir düzenlemenin varlığını gerektirir. Mali hesap verilebilirlik ise, harcama yapan kişilerin finansal sorumluluğa sahip olması ve finansal açıdan saydamlığın gerçekleştirilmesidir.

Mali saydamlık, kamuoyunun mali konularda zamanında bilgilendirilmesidir. Kamu yöneticisinin sorumluluğuna teslim edilen kamu kaynağını, hukuka uygun ve verimli bir şekilde kullandığının hesabını vermesi gerekir.

Böylelikle, kamu (mali) yöneticilerinin taahhüt ettikleri performans hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri kamuoyuna açık belgelerle izlenebilir ve değerlendirilebilir. Bu sistemde stratejik plan, faaliyet raporu, kamuoyu ilanı gibi bütçe araçları önem kazanmaktadır.

Performans esaslı bütçeleme, kurumsal performans ile bütçe arasındaki bağlantıyı sağlarken, performans göstergeleri ile performansın izlenmesine ve değerlendirilmesine imkan tanır. Performans esaslı bütçeleme ile hizmet öncelikleri ve harcamaları sıralanabilir; bütçe müzakerelerine bilgi boyutu eklenebilir; hizmetin sağlanması amacına bağlı olarak yönetici ve çalışanları motive edilebilir ve vatandaşlara hizmetin kalitesinin yükseldiği ispat edilebilir. Stratejik öncelikler tam anlamıyla harcama sistemine yansıtılabilir.

Ulusal topluluklarca öngörülebilir bir sistemin varlığı, orta vadeli harcama sisteminin kurgulanmasını gerektirir. Diğer yandan, performans denetimi, kamu idaresinin ne kadar kaynak kullandığından ziyade, üretilen kamusal ürün ve hizmetlerin vatandaşları ne ölçüde memnun ettiği sorusuyla ilgili bir denetim şekli sunar. Kamu yöneticisinin hedeflerine ne ölçüde ulaştığı önemli hale gelmektedir. Orta vadeli harcama sistemi ile performans denetimi arasındaki bağ, yerel toplulukların kamusal mal üretiminin takibini sağlar.

Kamu Tercihi Teorisi’ne uygun bir mali sistemin tesisinde var olması gereken bir diğer husus, kamu politikası oluşturmada seçmen-birey ile yakından temas kurulmasını sağlayacak bir mekanizmadır. AB ve OECD ülkelerindeki genel eğilim, kamusal politikaların sürdürülmesinde yukarıdan aşağıya yaklaşım yerine tabandan tavana ve içsel büyümeyi öne çıkaran bir yaklaşıma geçiş yaşandığını ortaya koymaktadır. Sonuçta, görev ve yetkiler giderek artan oranda farklı yönetim kademeleri, sivil toplum ve özel sektör arasında paylaşılmaya başlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, çok aktörlü politik karar alma ve oluşturma süreci söz konusudur. Buradaki temel yaklaşım, bu grupların katılımın artırılmasının ve aralarındaki işbirliğinin geliştirilmesinin kamu politikalarının tasarımını ve uygulanmasını iyileştireceği prensibine dayanmaktadır.

 

İyi tasarlanmış bütçe kurumları, asimetrik bilgi ortamını ve işlem maliyetlerini azaltabilir. Asil ile vekil arasındaki çıkarların uyumlaştırılması için kamu tercihi teorisi ve ikinci nesil yaklaşımlara dayalı teori tarafından reçete edilen şekilde kurumsal yapı ve kamunun ekonomik dürtü yapılarının tasarlanması ve ülkenin formel ve enformel yapısıyla uyum göstermesi uygulamanın başarısı açısından önem taşımaktadır.

Kaynak: Berkan Karagöz, Kamu Ekonomisinde Geleneksele Dönüş, Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları, 2020.